TÜRK DÜŞMANI DTP! USLANACAKSIN VEYA...

Son günlerde bazı şehirlerimizde meydana gelen kürtçü gösteriler ve bunlara demokratik tepki demek suretiyle açıkça destek veren DTP’nin tavrı göstermektedir ki TBMM içinde Türk Devleti ve milletinin varlığına yönelik bir düşmanlık ve güç odağı ortaya çıkmıştır. Bunun böyle olduğu bu siyâsî partinin, geleneğini devam ettirdiği diğer bütün öncellerinden bu yana biliniyordu; fakat farklı olan durum yaşadığımız günlerde bu düşmanlığın bütün bedahetiyle gün yüzüne çıkmış olmasıdır. Bugüne dek kendilerince açılımlar yapıp tepki gördükçe yanlış anlaşılmaktan bahseden veya mensup oldukları ırkın tıynetine uygun olarak “kıvıran” terör siyâsetçileri artık pervasızca milletimizin mukaddesatına sövmekten imtinâ etmemektedirler. Bir DTP milletvekili bayan, ki bunların insan olarak telakki edilmesi bile insanlığı tahkirdir, kalkıp meydanlarda “Öcalan’ı serbest bırakın bakın barış nasıl tesis ediliyor” diyerek bir "çözüm"den bahsetti. Ayaklanma tehdidiyle aynı talepleri dillendiren Aysel Tuğluk adındaki, suratı ve yüreği kapkara bir başka kadın müsveddesi de kürtlerin Abdullah Öcalan’ı iradeleri, onurları olarak kabul ettiklerini söyleyip, bu iradenin hakarete uğradığından, tutsaklık koşullarında eziyet gördüğünden dem vurdu.

 

Öyle anlaşılıyor ki DTP denen terör odağı gemi azıya almış durumdadır. Had ve hudud tanımamak konusunda misli görülmemiş bir serbestlik içindedirler. Öcalan’ın özgür bırakılması gibi havsalalarımızın alamayacağı bir istekle çözümsüzlüğü tek çözüm şeklinde dayatmakta; Türk Milletinin düşmanı, askerimizin, öğretmenimizin, imamlarımızın, beşikteki çocuklarımızın, kadınlarımızın kâtili ve aslında hiçbir hukukun korumasına giremeyecek kadar şenaatle dolu bir hayvanın, bir maymunun, bir köpeğin kendi kitlelerinin siyâsî tercihi olduğunu bağıra bağıra söylemektedirler.

 

Madde madde düşündüklerimizi söyleyelim ki kürt akıllarına dank etsin:

 

1.      Sizden evvel sizi konuşturan, size siyâset yaptıran iradesizliğe lânet olsun!

 

2.      Adının başına sıkılmadan, utanmadan “sayın” ibaresini, Türk Milletine sövercesine bir inatla, eklediğiniz hayvan hiçbir zaman serbest kalmayacak. Bu memlekette siyaset onu serbest bırakacak kadar şirâzesinden çıksa dahi bu millet bu hakkı asla tanımayacak!

 

3.      İki amacınız var: Birincisi bu konuşmalarla ve stratejiyle Türk siyâsetindeki durumunuzu “yasaklı” hâle getirerek PKK’nın meşruiyetini bu yolla kanıtlamak ve “bize yaptırmıyorlar, bizi konuşturmuyorlar, sözle yapamadığımızı silahla yapmaya icbar ediliyoruz” sefilliğiyle teröre kendinizce sebep yaratmak; ikincisi ise Türk Milletinin sinir uçlarıyla oynayarak memleketimizi iç savaşın gadrine uğratmak…

 

4.     Her iki durumda da zararlı çıkacağınızı peşinen söyleyelim. Türk Milletinin üzerine neyle gelirseniz misliyle karşılığını alacaksınız. Bir sözünüze beş sözle, bir merminize beş mermiyle yanıt bulmaktan başka bir seçeneğiniz yok!

 

5.      Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz kalkışmalara bir göz atın. Dersim’de, Ağrı’da başınıza neler geldiğini, kafanıza nasıl taşlar yağdığını anımsayın. Türk Milletinin ayranını kabartarak “halkımız” dediklerinize politik bir gelecek oluşturamayacağınızı, sadece ve sadece büyük bir mezar kazacağınızı bilin!

 

6.      Senelerce kardeşiz dedik, bu topraklarda beraber yaşamanın bin yıllık tecrübesine sahibiz, bunlara gerek yok, yaşayalım dedik; ama biz dedikçe sizin suratsız okumuşlarınız çıkıp “ne kardeşliği?” dediler. Toprağımıza, namusumuza, kutsallarımıza, insanlarımıza ölüm kusan bir partizanlığı câhil bir halkın özgürlük savaşı diye pazarladınız. Bilmiyorsunuz ki mazluma ve kardeşine karşı müşfik ve sahiplenici olan Türk Milleti, düşmanına karşı gerektiğinde Hülâgü’ye rahmet okutacak işler de yapar! Gerçi bilirsiniz de, dağlarda çobanlık ve eşkıyalıkla geçen yüzlerce yılın genetik mirâsı olsa gerek, bir türlü idrak edemediniz. Her millet büyük olacak diye bir kâide yok. Kimi gerçekten büyüktür, kimi de birtakım târihî kurgularla kendisini alakasız atalara bağlayacak kadar zavallıdır. Siz kim, Persepolis’i yaratan milletin ahfâdı olmak kim? İyice öğrenin: Ön Asya’nın, uygarlık yaratan bu toprakların necasetisiniz.

 

7.     Türkiye Cumhuriyetinin başbakanının geçtiği yollardaki çöpleri toplamayarak, güvenlik güçlerinin önüne çocukları sürerek ne kadar zavallı ve ne kadar erkek olduğunuzu kanıtladınız. Babamın Tahtakale’de esnaflık yaptığı zamanlar kürt hamalları birkaç kere tedip etmişliği vardı. “Oğlum, bunların on tanesi bir araya gelince anca bir adam eder; o zaman da uzaktan taş atabilirler”  derdi rahmetli. İşte cibilliyetiniz bu! Bu kadarsınız. Adi, aşağılık, sefil ve korkaksınız.

 

8.     Abdullah Öcalan için “irâdemiz” ve “onurumuz” diyorsunuz. O hâlde siz irâdesizsiniz; zira Öcalan kendisini Batının emperyalistlerine teslim etmiş ve onlar adına kanlı bir târihin yazıcısı olmuş bir maşadır. O hâlde siz onursuz ve şerefsizsiniz; zira Öcalan bebek kâtili bir haysiyetsizdir. Korunaklı kovuklarda erkeklik yapıp paketlenince derhâl hizmete âmâde olan cinsi bozuk bir karakter düşkünüdür.

 

9.      Kimi tehdit ettiğinizin ayırdına varın. Dağ çobanlarının Uzak Asya’dan Avrupa’nın bağrına kadar uzanan topraklarda asırlık egemenlikler tesis etmiş bir milletin çocuklarını tehdit etmesinin ne kadar gülünç olduğunu bilemeyecek kadar şuursuzsunuz. Sizi, bu millet tükürüğüyle boğar. Silinir gidersiniz.

 

10. Şimdi, kesin kararınızı verin! Türk Milleti size karşı bilenmiş durumdadır. Merhum Atsız’ın dediği gibi: “kinimiz dinimizdir!” Sâhip olduğunuz küçük beyinlerinizle bu işin netâicini iyice hesap edin. Siz mi tükenirsiniz biz mi tükeniriz?

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !