TARAF OLMAK - Göktürk Ömer ÇAKIR

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Taraf olmak zor bir iştir; ama insanca bir iştir. Taraf olmamak, tarafsızlık ise belki de insan erdemlerinin hiç uğramadığı ve uğramayacağı ender alanlardan biridir. Tek övülebileceği nokta futboldur. Çok severim tuttuğu takım sorulduğunda hiçbir takım tutmadığını söyleyerek cevap veren adamları; fakat bu kadar. Bunun dışında her mevzuda taraf olmak, bir cephe almak, bir mevzi tutmak gerektiğine inanırım. Hz. İbrahim’i yakmak için tutuşturulan ateşe su taşıyan karıncanın ibretlik öğüdü de bu yöndedir. Alegorinin bildiğimiz, içinde olduğumuz hayâta dönük en aydınlatıcı mesellerinden birisidir bu…

 

Taraf olmanın tabii ki türlü türlü şekilleri de vardır. En kötü ve çukur icraatlara taraf olmak, tarafsız kalmaktan yeğdir. Tarafsızlıkta bir nevi şeref yoksunluğu, haysiyetsizlik, kokuşmuşluk ve korkaklık vardır. Bu hâllerin hepsi tarafsızlığın üzerine sinmiş, sıvanmış, bulaşmıştır. Bununla birlikte bazen öyle taraftarlıklar söz konusu olur ki bütün haysiyetsizlik, kokuşmuşluk, sufliliklerin ötesinde ve hepsinden fazla pisliğe bulanmışlardır. İşte böylesi durumlarda insan belki bir ân tarafsızlığın güzel bir nesne olduğu zehâbına kapılabilir; lâkin asıl bu gibi tanıklıklarda insanın taraf olması onu gerçekten yüceltici bir nitelik kazanır.

 

Memleketimizde böylesi, bertaraf edilmesi lâzım gelen bir “Taraf” söz konusudur. Her gün matbaa makinelerinin tıkırtısından doğan onlarca hurufu, birer iftirâ ve psikolojik harp vâsıtası olarak milletin aklına gaseyan eder. Demokrasi, özgürlük, şeffaflık gibi artık ağızlara sakız edile edile müptezelleşip anlağımızda hiçbir şey ifâde etmemeye ve bazen de mide bulandırmaya başlayan kavramlarla değerlerimize saldırır. Bu “Taraf” ehli hiç bilmez ki eğer birilerinden bir hesap sorulacaksa millet sorar. Bilmem ne istihbaratının emir, tâlimat ve bilgileriyle onlar adına suyu bulandırmaya çalışan hâinler değil. Papaz cüppesinde Müslümanlık taslayan dârülharp sığıntılarının ve onların hamâkat ordusu avenesinin güdümünde iş görenler değil.

 

Göz boyamak o “Taraf”larda iyi bilinir. Bunlardan birisi, ki müseccel bir Allahsızdır, boş saatlerinde camiye gidip, kendince uhrevî bir huzura boğulduğundan, bundan hoşlandığından ve bu gidip gelmelerle kendisi ve tanrı arasında oluşan sessiz diyalogtan bahsetmişti de ne gülmüştüm okurken…

 

Bunlar nasıl bir “Taraf?” Türk milletinin güvenini, merbudiyetini, sevgisini kazanmış, milletin bağrından doğmuş Türk ordusunu topla tüfekle zayıflatmak mümkün olmadığına göre ona karşı duyulan bağlılıkları dinamitlemek için hiç de inanmadıkları şehitleri kullanmaktan imtinâ etmeyen; aslında bu çocuklar ölmesin derken daha ziyâde “o” çocukların ölümüne hüzünlenen ve bütün bunları coğrafyamızın düşmanları nâmına gizlice yapan işbirlikçi bir “Taraf!” Kürtlük üzerinden siyâset yapmanın pek de milletin kâlbini titretmediğini anlayıp, şimdi millet adına hesap sorma mevkiine gelen, samimiyetsiz bir “Taraf!”

 

Elbette yapılan hatâların, ihmâllerin hesabı sorulmalıdır. Kimse milletin sevgisi adına her tür günahtan masun tutulamaz; ama sizin yaptığınız başka birşey. Sizin yaptığınız millet adına hesap sormak, gerçekleri ortaya koymak, demokrasi kültürümüzü radikal duruşlar sergileyerek, sorgulanması tabu sayılan değerleri sorgulayarak ilerletmek, bir nevi davulun karnını yarmak değil. Biliyoruz, hissediyoruz. Siz başka bir “Taraf”sınız! Bu coğrafyanın taraflarından olmayan, yabancı bir taraf!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !