SALÂHADDİN EYYÛBÎ KÜRT MÜDÜR?

Öncelikle şu beylik değerlendirmeyi hiç dikkate almadığımızı söyleyelim: Tam adı الملك الناصر ابو المظفّر صلاح الدين يوسف ابن ايّوب; - el-Malik el-Nāṣir Ebū el-Muẓaffar Ṣaliḥ el-Dīn Yusūf İbn Eyyūb olan (1138-1193), Doğu'nun meşhûr kahramânı "Salâhaddin Eyyûbî'nin hangi milletten olduğu hiç önemli değildir, o bir İslâm mücâhididir."  Hayır efendim, virgülden sonraki kısım gâyet doğru olmakla birlikte Salâhaddin'in hangi milletten olduğu gâyet önem arz etmektedir. Çünkü bu 12. yy.'ın çok önemli figürü bir siyâsî malzeme hâline getirilmiş, kendisine Kürtlüğün çıkardığı nâdir büyük adamlardan biri - belki de teki - hüviyeti kazandırılmıştır. Kürtlüğün târih boyunca kayda değer hiçbir şey çıkaramadığını ispât etmek boynumuzun borcu olduğuna göre, bu konuda da genel kanaatin aksini aramak ve hakikat bu yöndeyse söylemek mecburiyetindeyiz.

Özellikle batılı târihçilerin ve memleketimizdeki Kürtçü grupların elinde bu Ortaçağ müslüman dünyâsının şövalyesi, bir Kürt olarak telakki edilmektedir. Ülkemizde bu konudaki en yetkin çalışmanın sâhibi Prof. Dr. Ramazan Şeşen'e göre ise durum farklıdır. Sayın Şeşen özellikle eski Arap metinleri üzerindeki çalışmaları  ve çevirileriyle tanınan değerli bir bilim insanıdır. Tam adı Ebu Osman Amr bin Bahr el-Kinani el-Fukaimi el-Basri olan Câhiz'in (781-869) Türklerle ilgili yapıtı "Manâkib Cund el-Hilâfa ve Fazâ'il el-Etrâk"ı Türkçeye kazandırmış; Salâhaddin döneminin mevsuk kaynaklarından, Imâdeddin el-Kâtib el-Isfahânî'nin "el-Bark el-Şâmî" adlı eserinin 5. cildini de çevirip doktora tezi olarak hazırlamıştır. Bununla birlikte Salâhaddin Eyyûbî üzerine oylumlu bir doçentlik tezi kaleme almış ve bu kitabın 3. baskısı İSAR yayınları arasında 2000 yılında basılmıştır.

Kitapta Salâhaddin'in menşei üzerine Sayın Şeşen şöyle yazmıştır:

"Salâhaddin melez bir aileden gelir. En eski atası 758 yılında aşiretiyle birlikte Basra'dan Azerbaycan bölgesine nakledilen Yemen Araplarından Ravvâd b. el-Müsennâ el-Ezdî'dir. Ravvâdîler bundan sonra Azerbaycan bölgesinde Hezbâniyye Kürtleriyle karışmışlar, X. asrın sonlarından itibaren kendilerini bu kabilenin bir kolu saymışlardır. Daha sonra Salahâddin'in babası Necmeddin Eyyûb ve amcası Esedüddîn Şîrkûh Selçukluların ve Zengîlerin hizmetinde çalışan büyük emîrler (beyler) arasına girmişler, bunun neticesi Eyyûbî ailesi Türklerle karışarak Türkleşmiştir. Salâhaddin'in ağabeysi Tûranşah, kardeşleri Tuğtigin ve Böri öztürkçe adlar taşırlar. Anası, Şihâbeddîn Mahmûd b. Tüküş (Tokuş) el-Hârimî'nin kardeşidir. Kızkardeşi Rabîa Hatun önce Sadeddîn Me'ûd b. Üner'le, sonra Muzafferüddîn Gökböri ile evlenmiştir. Ağabeysi Şâhinşah, Kutlukiız Hatun ile evlenmiş, bu evlilikten Ferruhşah doğmuştur. Kendisi de Nureddin'den dul kalan İsmetüddîn Âmine Hatun bin Üner'le evlendi. Eyyûbî ailesinin Türkleştiği hakkında daha bunun gibi pek çok örnek gösterilebilir. Salâhaddîn'in devletinin bir Türk devleti olduğunda ise şüphe yoktur. Bu devlet Zengîler Devleti'nin uzantısından başka bir şey değildir. Memlûkler Devleti de Eyyûbîler Devleti'nin uzantısıdır. (Bu üç devletin) teşkilâtları, bayrakları ve dayandıkları maddî ve mânevî unsurlar aynıdır.... Salâhaddîn devrindeki târihçiler ve şâirler onun devletini bir Türk devleti olarak görürlerdi. Bir Arap şâiri olan İbn Senâ el-Mülk'ün Halep'in zaptı dolayısıyle Salâhaddin'e sunduğu kaside, "Arap milleti Türklerin devletiyle yüceldi. EHl-i Sâlib'in davası Eyyûb'ün oğlu tarafından perişan edildi" beytiyle başlar. Aynı şekilde İbn Haldûn da Eyyûbîler ve Memlûklar devletlerini tek bir Türk devleti kabûl etmiştir." (Ramazan Şeşen, Salâhaddin Eyyûbî ve Devri, s. VIII-IX, ISAR, 2000.)

Bu görüş, Prof. Zeki Velidi Togan tarafından da Umumî Türk Tarihine Giriş (Enderun Kitabevi, c. 1. s. 179, 1981) adlı eserinde dile getirilmiştir. Prof. Şeşen'in otantik kaynaklara dayanarak yaptığı açıklamadan anlaşılan Salâhaddîn âilesinin aslen Yemen kökenli Arap olduğu, Azerbaycan'a gelince - bir tâlihsizlik neticesinde - âileye Kürtlük bulaştığı; fakat Suriye tarafına yerleştiklerinde burada Türkleştikleridir. Dolayısıyla Salâhaddîn Eyyûbî bu muhaceretin Türkleşme kısmında yer almaktadır. Aile üyelerinin adları ve devletine ilişkin çağdaş değerlendirmeler de bunu sarahatle ortaya koymaktadır.

Tabii ki söylediklerimiz yeni şeyler değildir. Prof Şeşen'in tezi son 30 yıl boyunca üzerinde çalışmak sûretiyle oluşturduğu kıymetli bir kaynaktır. Ne yazık ki ülkemizde görmezden gelinmiş, işkembe-i kübrâdan atma heveskârı "sâhib-i sütun"larla gedâ Kürtçülerin tezleri geçerli sayılmıştır. Bundan sonra da muhtemelen böyle olmaya devâm edecektir. Biz de şu Kürtlük dâvâsına bir fiske daha vurmuş olmanın bahtiyarlığıyla yazmaya devam edeceğiz.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !