ORTADOĞU'DA İKİ BELÂ: KÜRT VE YAHUDİ

 

Son bir ay içinde Kürtçü teröre 39 şehit verdik ve içinde bulunduğumuz haftaya hem İskenderun'daki Deniz Kuvvetlerine bağlı İkmâl Destek Komutanlığına düzenlenen PKK saldırısı hem de Gazze'ye insanî yardım malzemesi taşıyan gemilere yönelen İsrail terörünün haberiyle girdik. Burada da netleşen haberlere göre 4 vatandaşımız Yahudi hoyratlığının kurbânı oldu.

İsrail uluslararası hukuku hiçe sayarak kendi karasuları dışında seyreden gemilere operasyon düzenledi ve her zamanki pervâsız tavrıyla dünyâya meydan okudu. Kendisine yönelik en cılız tepki de bir diğer Yahudi devleti olan ABD'den geldi. Derin üzüntü duydukları trajediyi anlamaya çalışıyormuş ABD'nin yetkili organları. Bu devlet terörünü anlamaya çalışmak gibi bir insanî hassasiyeti Gazze'de katledilen müslümanlar için sergileyecekleri günün gelmesini dilemek beyhude bir çaba olur; zira Amerikan İmparatorluğu ve onun Ortadoğu'daki ileri karakolu olan İsrail İslâm topraklarında yürüttükleri savaşlar ve katlettikleri milyonların kanıyla beslenirken her türlü insânî mülahazanın uzağında kalmaya devam edeceklerdir.

Siyonist İsrail'in Türkiye tarafından "korsanlık" ve "haydutluk" olarak tavsif edilen eylemleri sonucunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hayatlarını kaybetmiştir. Hükûmet çoğu diplomatın da onayladığı yolları izleyerek gereken girişimleri başlatmıştır; fakat bu diplomatik girişimlere dâhil edilmesini arzuladığımız "mukabele-i bilmisil" gelmemiştir, gelmeyecektir. Başbakan hem Şili'de hem de dozunu artırmak suretiyle partisinin grup toplantısında esip gürlemiş, gözdağı vermiş ve bu efece sözleri insanımızın unutkan dimağına emanet etmiştir; ama biz sayın başbakanın Irak operasyonu öncesinde ABD askerlerinin başarısı için nasıl duacı olduğunu unutmadık ve "one minute" çıkışından sonra ortak tatbikatlarla İsrail'in katliamlarına hükûmetini de ortak ettiğini Bülent Arınç'ın açıklamalarından anlamış bulunduk. İşte bu sebeplerle bundan sonra çok da fazla birşey umulup beklenmemeli... İsrail tıpkı ablukaya aldığı müslümanlar gibi bütün dünya tarafından kuşatılıp yalnızlaştırılmadıkça ve sâdece kuvvetsizlere yönelik uygulanabilen hukuk kuralları çerçevesinde güçsüzleştirilmedikçe, hatta bu coğrafyadan kan ve barutla temizlenmedikçe biz bu neviden haberleri duymaya devam edeceğiz.

                                                         ***

Dün (1 Haziran) İran'ın Kuzey Irak topraklarına topçu atışları eşliğinde girerek PEJAK kamplarını bombaladığı haberleri ajanslara düştüğünde ve bu resim bizim onyıllardır savaştığımız PKK terörüyle, İskenderun'daki son şehit haberleriyle birleştiğinde bir kere daha ortaya çıkmıştır ki Ortadoğu'daki ikinci büyük belâ da Kürt varlığıdır. İsrail'in bu olaylara ve Irak'taki Kürt yapılanmasına dönük sempatisi de bu belâ yumağının aynı içeriğe dâhil edilebilmesini kolaylaştırmaktadır.

Dünya bir domuzlar diktatöryasıyla idâre edilmektedir. Bu dikta çarkını çeviren eller kendileri için hak olarak kabûl ettikleri herşeyden düşmanlarının yoksun kalmasını ısrarla talep edecek kadar çıldırmış hukuk düşmanlarıdırlar ve onlara karşı uluslararası hukukun kurallarını anımsatmak beyhûde bir çabadır. İsrail'in, ABD'nin elinde bulundurduğu nükleer gücü, İran'dan esirgemek hiçbir anlayışa sığdırılamaz. Bunun esirgenmesinin tek sebebi bugün İran'ın bölgedeki Kürt ve Yahudi varlığına yönelik gerçek bir tehdit oluşturmasıdır. İsrail gibi yeni bir çıbanbaşı olarak coğrafyamızın kâlbine saplanmak istenen Kürt hançerine karşı en ele avuca sığmaz ve ortaklıktan uzak devlet İran'dır. Fars Milleti, dün el altından desteklediği Kürtçü terörün nasıl kendisine çevrilebildiğini görmüş ve politikalarını düzeltmiştir. Son bir hafta içinde pek çok Kürtçü teröristi asarak da bizden daha gerçekçi ve daha doğru bir hukukun mümessilleri olduklarını kanıtlamışlardır.

                                                           ***

Yaşanan son olaylar vesilesiyle çeşitli paylaşım sitelerinde Hitler'in popülerliğinin son süratla yükselmekte olduğunu gördüm. Bunu kaygı verici bulmuyorum. İnsanlık düşmanlarının kâlbinin aynı düşmanlıkla titretilmesini ve aynı silâhlarla vurulmaları fikrini tebcil ediyorum. Diğer taraftan Yahudi aleyhtarlığı konusunda halkı aklıselim sâhibi olmaya davet eden resmî anlayışı da tebessümle karşılıyorum; zira kriz dönemlerinde milletin şuuru değil tahteşşuuru harekete geçmektedir ve kim ne derse desin Balıkesir'de, İzmir'de veya diğer batı şehirlerinde uyanan Türkçü kin, aynı şefkat  kucağıyla Musa'nın necip evlâtlarını da sarmaktan kaçınmayacaktır.

Ortadoğu'yu ve tüm dünyayı ateşe sokmadan önce insanlığın kansız geleceği adına iki belâ mümessilini kanla temizlemekten başka hiçbir hakiki yol kalmadığını birgün herkes anlayacak...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !