MİLLETVEKİLİ ADAYI MI HERZEVEKİL ADAYI MI?

Arzu Erdem, MHP’nin İstanbul 3. Bölge 7. sıradan milletvekili adayı olan genç bir bayan…  Seçilmemesini cân-ı gönülden diliyorum; çünkü Radikal Gazetesinde yayınlanan, Ezgi Başaran’ın kendisiyle yaptığı, röportajda (22.05.2011) ortaya koyduğu görüşler MHP’nin gittikçe nasıl sulandırılmış bir ideolojinin mümessili olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Temel ve doktriner ilkelerinden taviz vererek esnek ve değişen zamana uydurulmuş bir milliyetçiliğin memnun edeceği liberallerin sayısı muhakkak çok fazladır. Hatta kimi sosyalistler de bunu memnuniyetle karşılayabilirler; fakat bu durumdan ziyâdesiyle rahatsızlık duyacak olanlar Türk Milliyetçileridir. MHP Türk Milliyetçiliği düşüncesinin bir zamanlar omurgasını teşkil eden siyâsî bir kuruluştu. Bu sebeple şimdi her ne kadar temel inançlarından vazgeçmiş görünse de belki de milliyetçi seçmeni cezbeden tek yanı olarak adından ve bayrağından kaynaklanan çekim gücü dolayısıyla milliyetçilik nâmına bu partiyi temsil edenlerin yumurtladıkları yâveleri cevaplandırmak önemli bir mesele hâlini alıyor.

Arzu Erdem siyâsete atılış sebebini şöyle açıklamış: “Çocukluktan beri gönlümde siyaset yatar. 2005’te bu dileğimi hayata geçirmeye karar verdim. Ama hangi partiden? AKP’nin en şaşaalı günleriydi. Fakat büyük zaafları olduğunu gördüm partinin. Kişi çıkarlarını gözetmediğini, verdiği sözlerin altının boş olduğunu anladım. CHP ilgilenmediğim bir parti zaten. MHP’ye yakınlaştım çünkü yurtdışında yaşamış ve yetişmiş bir insan olarak hep ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüm. Türkiye’de ülkesini ve bayrağını seven birinci sınıf vatandaş olarak siyaset yapılacak yer MHP’ydi. Devlet (Bahçeli) Bey’in beyefendi kişiliğinin de payı var seçimimde.” Demek ki Arzu Hanımın ideolojik arkaplânında Türk Milliyetçiliğinin yeri yokmuş ve siyâsete girerken bazı başka sâiklerle hareket etmiş. Bayrağını sevmek herkes için bir görev ve ödev olduğuna göre milliyetçilik bundan başka veya daha fazla bir şeydir. Bayrağını, miletini sevip yüceltmek insan olmanın gereğidir. Milliyetçilikse bir fedâkârlık ve ferâgat felsefesi olarak daha üstün nitelikli bir insanın sıfatıdır. Demek ki MHP artık milliyetçiliği partiye dâhil olmanın asal koşulu olarak kabûl etmiyor.

Sebahat Tuncel denen kadının (!) polise attığı tokatla ilgili olarak ne düşündüğü kendisine sorulduğundaysa şu yanıtı vermiş: “Olay öncesinde orada ne kadar itilip kakıldığını biliyorum. Basına yansıyan kısmın cımbızlanarak alındığını düşünüyorum. Ama bir milletvekili aynı zamanda rol modeldir. Sinirlerine hâkim olmalı. Sebahat Hanım haklıyken haksız duruma düştü, ona üzülüyorum.”  Bu bayana, kendisinin temel meselesinin, Sebahat Tuncel’i bir hemcins taassubu veya meslekdaş ahlâkıyla korumak olmadığı öğretilmelidir. Onun avukatlığını yapacak Kürtçü sergerdelerden epey mevcuttur.

Peki ya Kürt sorunu hakkındaki yaklaşımına ne demeli? “PKK’nın yarattığı suni bir Kürt sorunu var bence. Yoksa Kürtler ne istiyor? Kürt dili olmalı, e olsun. TV kanalı olsun, o da olsun. Özerklik filan ne isteniyorsa konuşulsun. Ama terörü bunların hiçbiri makul gösteremez. Kürtlerin kimliklerini yaşamalarının önündeki tüm engellerin kalkması gerekir. Engeller var mı, e Kürtler var diyorsa vardır. Onlar öyle hissediyorsa demek ki vardır.”  Bu herzevekilliklere şaşıran gazeteci “MHP’de bunlar nasıl konuşulur?” diye sorunca da “Biz yeniler konuşuyoruz valla” deyip eklemiş: “Ülke bütünlüğünden söz etmek için tüm halkları ve farkları kucaklayacak bir sistem kurmak gerekir… Kalıplaşmış Türklük kavramının artık marjinal kaldığını görüyorlar. MHP de değişiyor, esniyor.” 

Türk Milliyetçilerinin kalesi olduğunu iddia eden bir partide kullanılan bu dil, nasıl bir dildir? Kürtlerin hissiyatını temel alarak politika yapılacaksa bunun yeri MHP olmamalıdır. Ayrıca ülkenin homojen niteliğini vurgulamak dururken bir MHP milletvekili adayının ağzında müptezel “tüm halklar ve farklar” sözünün işi nedir? “Kalıplaşmış Türklük kavramı” diye nitelendirilen şey ne demektir? Türklüğün kapsamı ve tanımı hakkında sayın milletvekili adayının ne tür sosyolojik hârikalarla dolu yeni fikirleri var acaba?

Şunu net bir şekilde ortaya koyalım: Türk Milliyetçiliğinin adı Türkçülüktür. Türkçülük, Türk Milleti için ve Türk Milletine göre fikir ve çözümler getirir. Türklüğün temel kavramlarını, milliyetçiliğin “kalıplaşmış” argümanlarını sulandırarak bir çeşit “new age” nasyonalizmi kurgulamak Türk Ülküsünü kendine yol bilenlerin işi değildir. Yok, eğer “biz bunu yaparız” diyorlarsa da artık adlarını değiştirip başka bir şey koysunlar. Muhteşem (!) akıllarında herhangi bir ışık yanmazsa kendilerine önerebileceğimiz türlü isimler olacaktır.

Bununla birlikte Arzu Hanıma ve “biz yeniler” diye adlandırdığı parti içindeki gereksiz insan kalabalığına Türk Milliyetçiliği bayrağı altında siyâset yapmanın ancak Türk Milliyetçisi olmak koşuluyla gerçekleştirilebileceğini bu partinin ulu önderi ve avenesinin bir ara hatırlatması gerekmektedir. Bundan da önce partiye milletvekili adayı seçerken sûret ve vizyondan evvel kişilerin ideolojik geçmişlerinin temel ölçüt olarak alınmasından fayda hâsıl olacağını zannediyorum. Bir doktrine bağlı siyâsî teşekküller sandıkta kuvvetli etkiler yaratamasa da varlığını dayandığı dünya görüşünün sağlamlığı ölçüsünde korur. Günlük politika üreten partilerse – örnekleri memleketimizde boldur – hiçbir iz bırakmadan silinip giderler. MHP, bunlardan hangisi olacağına karar vermek durumundadır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !