KÜRTNAME

I

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Bilinmektedir ki Medler’in kahraman ahfadı Kürtler asırları havi tarihleri boyunca kayda değer pek bir iş yapmış değillerdir. Kürtlerin insanlığa veya kendi milli tarihlerine katkılarına ilişkin bir arkadaşla konuşurken artık pek müptezel hale gelen hiç devlet olamamışlıklarından söz açınca “e kimse fırsat vermemiş ki kardeşim, gelen vurmuş, giden vurmuş!” yanıtını almıştım. Oysa şu kavanoz dipli dünyada gelenin gidenin sadmesiyle sallanıp sarsılmamış tek bir cemiyet yoktur herhalde. Miniminnacık Roma dahi o esatirle tarihin iç içe geçtiği zamanlarda yediği dayaklara rağmen azametli bir devlet olup çıkmamış mıydı? Latium’un kaba ve basit çiftçileri Etrüsk mirasının üzerine oturup tüm Akdeniz’i ele geçirmediler mi? Kyros da vakt-i zamanında bağımlı bir beydi, Parthlar da akın akın gelen yurtsuz göçebe atlılardı; Osmanoğulları çok elverişli koşullarda mı siyaset sahibi oldular. Hepsinin başına konan devlet kuşu, ne hikmetse sıra Kürtler’e gelince, kalçalarını sallaya sallaya içinde boğulacakları kadar sıçmayı mı bildi sadece? Şüphesiz hayır. Ortada bir kabiliyetsizlik var ki bunu da gelenin gidenin tekmesiyle açıklamak pek mümkün gözükmüyor. Bu garip millet çok yeteneksiz, basiretsiz, ferasetten uzak bir millet. “Kürtname”nin ilk değerlendirmesi budur ve bunu söylerken hiç zorlanmamıştır.


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !