KÜRTLER!

Zilan’da, Dersim’de, Ağrı’da tenkil ettik, tepeledik, kestik tükenmediniz. Demek ki yarım iş yapmışız. Artık Kuyucu Muratlık devri geride kaldı, ne istiyorsunuz Türk Milletinden? Sebep olduğunuz kan, kıyım, zarar yetmedi mi? Kendimizi bildik bileli adınızın ardına eklenen kocaman bir “sorun” olarak vardınız; çocuklarımız torunlarımız da mı sizin yarattığınız gâileyle büyüyecek? Dağda, düzde it gibi ürüyorsunuz. Gerizekâlı politikacıların, manipülatörlerin, millet düşmanlarının aile planlaması adına gasp ettiği Türklük istikbâlinin üzerine onlarca çocuğunuz, yüzlerce torununuzla kuruldunuz, kalkmıyorsunuz. İslâm coğrafyasının kâlbinde bir çıban olup çıktınız; huzurumuzu, barışımızı uşaklık ettiğiniz emperyal odakların avucunda ezdirdiniz. Topraklarınızı işgâl eden çizmeleri yaladınız. Cibilliyetsizliğin her türlüsü şânınızda var. Daha ne kadar kendinizden nefret ettireceksiniz?

 

Anlayamadınız mı hâlâ? Varlığınız bir iç acısı olarak bu milletin yüreğine saplandığı vakit topyekün berhavâ olacaksınız. Dün bizi sırtımızdan bıçaklayan ermenilerin nasıl çil yavrusu gibi dağıtıldığını, nasıl tecziye edildiğini bilmiyor musunuz? Gelin dedik, gelin istedik; birlik olalım, birlikte olalım, bu toprakların dayanışmadan doğacak kudretiyle tek millet tek devlet tek vücut olalım. Kabul etmediniz.

 

Fırsat düşünce hiç inanmadığınız insanların bir devirde söylediği sözleri bile kullanmaktan kaçınmadınız. Atatürk, vakt-i zamanında özerklikten bahsetmiş de bu dikkate alınmalıymış. Birincisi “bir çeşit özerklik”ten bahseden Atatürk’ün her dediği doğru olacak diye bir kâide yok. İkincisi çoğu zaman konjonktürel sözler sarfeden pragmatist bir liderin bu sözlerinde de aynı pragmatizmle hareket ettiği, bütün bunların sonrasında kafanızı ezmesinden anlaşılmalıdır herhâlde. Târihten misaller getirmeye bu kadar meraklıysanız kendi hayrınız için daha uygun ve millî selametinizi gözeten misaller getirmenizi salık veririm.

 

Bugüne kadar hangi önderinizin kahramanlık seciyesine sâhip olduğunu gördünüz? Şeyh Sait kendisini sorgulayan savcıya “ben adalet istemiyorum, merhamet, âtıfet istiyorum” derken çok mu örnek alınıp tebcil edilecek bir figür gibi duruyor. Öcalan’ın paketlendiğinde cumhuriyete hizmet aşkıyla yanıp tutuşması, yarı Türklüğünden dem vurması ne çeşit bir kahramanca duruş örneğidir. Kendisinden hazzetmezdim; fakat Saddam Hüseyin asılırken erkekçe ve boyun eğmez bir tavır sergilemişti. Çünkü büyük bir milletin evlâdıydı. Kahramanları olmayan, güdücüleri ürkek tavşanlardan oluşan bir topluluk millet olamaz.

 

Son dönemlerde sokaklarda, meydanlarda ne kadar erkek olduğunuzu bir defa daha ispat ettiniz. Çoluk çocuğun ardına saklanarak efelik yapmak; sivil vatandaşları devletine karşı cebirle, baskıyla, tehditle tavır almaya zorlamak; aba altından sopa gösterircesine söylem, demeç ve ifâdelerle kışkırtıcı ve cemiyet ruhunu cendereye sokan bir siyâset gütmek hep sizin erkekliğinize yakışan işlerdir.

 

İşte bütün sosyolojik, târihsel, antropolojik açıklamalardan vâreste olarak salt bu sebeple millet olamazsınız: korkak, içten pazarlıklı ve kahramansızsınız!

 

Hem ikâz edilmeye hem tedip edilmeye ihtiyacınız var. Sizi, böyle devam ederseniz, devlet edemezse millet edeplendirecektir ve bu hepimizin kaçınması gereken bir eğitim süreci olacaktır. Ayranımızı kabartmayın!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !