ESKİ MEB YAYINLARI’NA İLİŞKİN BİR DİLEK

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->


Server Tanilli’nin uzun zamandır kütüphânemde olduğu hâlde elimi sürmediğim bir kitabını geçenlerde okudum: "Çağdaşımız Victor Hugo.Okudukça bu büyük Fransız’ı lise yıllarında unuttuğum ve yapıtları bize sanki o yıllara özgü birer okuma parçasıymış gibi öğretildiği için de hayıflandım. Okumanın, bir izsürümü olduğu muhakkak. Bu okuma beni yeniden yazarın yapıtlarına yönlendirdi. Böylece Sosyal Yayınları’ndan çıkan ve ilk dört cildini Cenap Karakaya’nın, son cildini de Osman Saidoğlu’nun çevirdiği anıtsal insanlık destânı Sefiller’i yer yer Oğlak Yayınları’nın İsmail Yerguz tarafından gerçekleştirilen çevirisini de araya katarak okudum. Muazzam bir eser Sefiller. Her türlü insanlık hâli ve bir şehrin yeraltından yerüstüne muhteşem bir panoramasını sunuyor. Sâdece bir roman değil, bir târihî vesika. Fransa’nın, özellikle Paris’in, 40-50 yıllık toplumsal târihi de anlatının arkaplanında yer alıyor. 89’a, 93’e yapılan göndermeler ve değerlendirmeler, 1830 devrimi, barikatlar, Paris’in lâğımları, Waterloo, bir tablo gibi canlanıyor gözünüzün önünde. Burada Sefiller’den bahsetmeyeceğim. Hugo’yla ilgili bir biyografi nasıl ki beni onun yapıtlarına yönlendirmişse, onun yapıtları da Fransız İhtilâline yönlendirdi ve Albert Sorel’in Avrupa ve Fransız İhtilâli adıyla Nahid Sırrı Örik tarafından dilimize kazandırılan dev eserini almama vesile oldu. Bu eser 1949’la 1956 yılları arasında her biri iki kitaptan oluşan yedi ciltlik bir edisyon hâlinde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanmış. Örik, önsözde kitabın sekizinci cildinin içeriğinden de bahsediyor; fakat bu cilt yok. Encâmı hakkında bir fikrim de yok; öyle zannediyorum ki çevrilmemiş. Kitap Fransız İhtilâlini yaratan koşullardan Napolyon’un Moskova Seferinden dönüşüne kadar uzayan târihî dönemi ele alıyor.

 

Kitabı karıştırırken aklıma bakanlığın vakti zamanında tercüme bürosu vasıtasıyla ne büyük bir iş gerçekleştirmiş olduğu düşüncesi geldi. Bu çok önemli bir faaliyetti ve tercüme edilen eserler de büyük yazarların muteber yapıtlarıydı. Şimdi bu kitapların çoğunu bulmak için özel bir mesai sarfetmek gerekiyor. Ülkemizde birkaç nitelikli yayınevi dışında da bu çapta cesur yayıncılık yapan kurumlar yok. Devlet de bu anlamda eski verimliliğini yitirmiş durumda. Yayıncılar, uyduruk kitapları finanse etmek ve basmakla uğraşacaklarına bahsettiğim faaliyetler çerçevesinde basılmış kitapları çeviri diline dokunmadan tekrar yayınlasalar ne güzel olurdu. Hem böylece okuma iştahımız, baskısı bulunmayan kitapları vicdansızca etiketlendiren sahaflar yüzünden kapanmamış olurdu.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !