ATSIZCILAR.COM NEYE HİZMET EDİYOR? - Göktürk Ömer ÇAKIR

Yakın bir zamanda Doğu Silahçıoğlu’nun Cumhuriyet gazetesinde yazdığı ve kurtuluş mücâdelemizdeki millî azmi en yetkin şekilde, en kuvvetli dille anlatan İstiklâl Marşımızın şâiri Mehmed Âkif merhumun edepsizce karalandığı bir yazı müsveddesiyle ilgili olarak başlıkta adını verdiğim internet sitesinde birtakım değerlendirmeler yapıldığı gözüme çarptı. Emekli generalin yaklaşımını destekleyen ve Türkçülük adına serdedilen bu vecizeleri okudukça kan beynime hücum etti ve siteye üye olup bu yâveleri yanıtlama ihtiyâcı duydum. Sitede ortaya koyulan ve adına fikir denen mide gurultularının ortak paydası Âkif’in Arnavut ve ümmetçi olduğu, İstiklâl Marşının hiçbir yerinde Türk kelimesini kullanmayıp ustalıkla ve bolca dinî motifleri şiire yerleştirdiği düşüncesiydi. Diğer yandan kendilerine Atsızcılar diyen bu zümre, nasıl olup da Nihâl Atsız’ın Âkif’i sâhiplenip övdüğünü anlayamamış (Kızılelma Dergisinin 1947 târihli 9. sayısındaki “M. Âkif” başlıklı yazı…), bunu kendilerince tevil ederek aynı dönemde komünist bir derginin Âkif’e sataşması üzerine Atsız’ın bu yazıyı sinirle kaleme aldığını öne sürmüşlerdir. Atsız’ın “tehevvürle” kaleme aldığı yazılarda cevap verme ihtiyâcı duyduğu kişi veya dergilerin tıynetini sergilemekten imtinâ etmediğini, Osmanlı soyunu kötüleyen Kemalist bir dergi ile Ziya Gökalp’a târiz edilen İslamcı bir dergiyi takbih ederken kullandığı dilden ve bedâhetle bunların isimlerini vermesinden anlamaktayız. Oysa Âkif’le ilgili yazısında böyle bir durum söz konusu değildir. Anlaşılmaktadır ki O, Âkif’i sadece ve sadece övmüş ve hak ettiği yere oturtmuştur. Kısa yazısındaki şu değerlendirmeler bunu açıkça göstermektedir:

 

“…Vatanperverliği, tam ve tezatsız bir vatanperverliktir. Akif, sözle vatansever olduğu halde fiille bunu tekzip edenlerden değildi…”

 

“…Karakter adamı olmak bakımından ise Akif eşsizdir. O, daima bulunduğu kabın şeklini alan bir mayi veya cıvık bir halita değil; şeklini sıcakta, borada kasırgada muhafaza eden katı bir cisimdir...”

“…Çanakkale şehitleri için yazdığı şiir kâfidir. Başka söz istemez. Akif inandı, dönmedi ve öyle öldü.”

Ayrıca bu nasıl bir mankafalılıktır ki bir insanın sevmediği bir kişiyi salt kızgınlıkla sâhiplenebileceğine ve böylesi vasıflarla tavsif edebileceğine ihtimâl verebilmektedir. Atsızcılar.com, bu bakımdan raydan çıkmış budala bir cemaat şeklinde sivrilmektedir.

Siteye yazdığım kısa yazıda Âkif’e ve özellikle İstiklâl Marşına yönelik iğrenç ve sözde Türkçü tavrı eleştirdim. Ayrıca İstiklâl Marşının anayasının değiştirelemez maddeleri içinde korunduğunu ve bu şekilde anayasal bir suç işlediklerini de ifâde ettim. 3. ve 4. maddelerde şöyle yazmaktadır:

“MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.

IV.  Değiştirilemeyecek hükümler

MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”

Devletimizin ve milletimizin mukaddesâtına fütursuzca saldıran bu eniklerin yazdığım yazıya karşılık verdikleri cevap siteye girişimin yasaklanması oldu. Üstelik Türk Ülküsünün vazettiği ahlâkın sınırlarına asla sığmayacak bir üslupla… Siteye girmeye kalktığımda şu uyarıyla karşılaştım:

“Aşağıdaki sebepten dolayı yasaklandınız: ananı oruçluyken seccadeniz üzerinde g..den doğu paşa s..p başörtüsüne fışkırtsın kırma p.ç.

Yasaklandığınız süre: Sürekli”

Kullanıcı adımın yanında da şu ifâde yer almaktaydı: “Ümmet çapulcusu olduğu için atılmıştır.” Yorumum üzerine gelen cevaplar cabası… Bu Türkçülük oynayan budalaları herhangi bir şekilde ilzâm etmeye kalkışmanın aslında gereksiz bir çaba olduğunu düşünüyorum; fakat kendini bilmez art niyetli kişi, kurum veya gazetelerce zaman zaman Türkçülüğün temiz adının bu ve benzerleri üzerinden kirletilmeye çalışıldığına şâhit olduğum ve kendi sitelerinde de yazma hakkım elimden alındığı için bu yazıyı kaleme almak zorunluluğunu duydum. Bu komik tayfanın benim ümmetçiliğime karar verirken ele aldığı ölçütlerden birisi Âkif’i savunmuş olmamsa diğeri de kullandığım kimi Arapça kökenli kelimeler olmuş… Bu kelimeleri kullanarak ne olduğumu belli etmişim. Bak sen ulu Tanrı’nın işine ki merhum Atsız da benim kullandığım kelimelerin hepsini kullanmıştır. Şimdi kalkıp Atsız’ın yazdığı dönemlerde bu dilin yaygın ve revaçta olduğunu söylemeye kalkarlar diye hemen ekleyeyim: o dönemlerde çok daha yalın ve adına öztürkçe denen garabeti kullanan kalemşörler de mevcuttu. Herhalde Atsız Bey de ümmetçi olacak ki bu duruma rağmen bu kelimeleri kullanmaktan içtinap etmemiştir. Ayrıca Atsızcılar.com sitesinde kitabı tavsiye edilen ve pek çok kullanıcının sitâyişle bahsettiği Ali Kemal Meram gerzeğinin de Nihâl Atsız için ümmetçi dediğini unutmuşlar. Neden? Osmanlı padişahlarını savunan yazıları dolayısıyla… Öğrenmek isterlerse Meram’ın “Türkçülük ve Türkçülük Mücadeleri Tarihi” adlı kitabındaki Atsız’la ilgili bahse ve Yücel Hacaloğlu tarafından hazırlanan “Atsız’ın Mektupları” adlı kitaba bakabilirler; fakat öğrenebileceklerini de sanmam. Çünkü bu acayip sitenin acayip bağlılarının îz’an ve anlayış itibariyle sıfırın altında seyrettiklerini düşünmekteyim. Kullandığım kelimelerden rahatsız olduklarını bilerek özellikle belirtmek isterim ki bu durumlarını tek bir kelimeyle karşılıyorum: iğtimam!

Türk bayrağındaki hilâlden rahatsız olup Göktürk bayrağı dediği uydurmayı görmek istemeye varacak kadar ihânet içinde olan “Atsızcılar!” Bilin ki hem anayasa hem millî vicdan tarafından korunan İstiklâl Marşımızda Türk kelimesi geçmese bile Âkif’in “…kahraman ırkıma…” diye gürleyen nidâsı şüphesiz Arnavut ırkını işaret etmemektedir. “…Yırtarım dağları…” diye haykırırken milletinin Ergenekon demirini eritip felâha ermesine gönderme yapmakta ve hepinizden çok daha fazla Türk olmaktadır. Sağlıcakla kalın bozkurt postundaki öküzler!

                        16 Eylül Târihli Ek: Atsız ve Atatürk
 Kendilerine Atsızcı diyen ve esasında Türk'ün mukaddesatının düşmanı olan bu şerefsizler bir grup cahil ve ergenlik sorunlarıyla boğuşan veled-i zinadan ibarettir. O yüzden aslında onlara cevap yetiştirmenin hiç anlamı yok. Ne yapalım ki serde millî mukaddesâta karşı duyduğumuz ve hiç sönmeyecek bir heyecân ateşi yandığından bu soyu bozukları her yerde her şekilde ilzâm etmeyi boyun borcu bildik. "Otağ"larında beni "Arnavut Âkif'in piçi" ilân etmişler. Büyük Âkif'i savunduğum için alnıma yapıştırılan bu yaftayı şerefle kabûl ediyorum.

İstiklâl Marşına düşmanlık gütmek, Âkif'e piç demek Türkçülüğün hiçbir yerine sığdırılamaz. Sitelerinde Allah'a, peygambere en galiz küfürlerle saldıran bu zümre, bu barbar güruhu, bu köprü altı çocuklarının üç beş satır okuduklarıyla yaptıkları Türkçülüğe bir göz gezdirin, gülmekten kırılırsınız. Türkçülüğün iman şartlarını, Türkçülerin yapması gereken ibâdetleri oluşturmuşlar. Aralarında kutsal kitap saydıkları Nutuk'u okumak, Anıtkabir ziyareti ve hac ziyareti adı altında Orhun Abidelerini gezmek de yer alıyor.

(bkz.: http://www.atsizcilar.com/forum/turkcunun-yapmasi-gereken-ibadetler-t5958.html?s=a5cf6760a3796ff35f5be5e26b42f2e2& )

Vaktizamanında Ali Kemal Meram bir kitabında Bilge Kağan'ı Türk peygamberi ilan ettiği için Atsız mektuplarından birinde bu adama deli demişti. Bakın mesela sitelerindeki bir diğer komikliğe:

 http://www.atsizcilar.com/forum/arabeskci-sanatcilar-hakkinda-t8481.html

Şimdi bunların nesi ciddiye alınabilir ki?...Atsız'la Atatürk'ü yan yana getirmek ne mümkün? Atsız irredantist bir Turancıydı, Atatürk ise misâk-ı millî denen Türkiyeci bir milliyetçiliğin mümessilidir. Atsız'ın Atatürk'ü hiç sevmediğini hâtıralarında yanında yöresinde bulunmuş bir insan olan Kadir Mısıroğlu da belirtir ve ekler: "Saltanatçı olduğunu açık açık söyleyen tanıdığım ilk insandı." Otobiyografik ögelerle dolu romanı Ruh Adam'da da Selim Pusat karakteri kralcıdır. Atsız'ın bu Atsızcı budalaların hiç sevmediği Osmanlı âilesiyle ilişkileri ve onlara duyduğu hürmet de bilinmektedir. Bu yüce Türk hânedânına konan yasağın kalkması için çok mücâdele etmiştir. ilk dönem eserlerinden olan ve eğlenceli bir rical taşlaması sayabileceğimiz Dalkavuklar Gecesi olduğu gibi Atatürk dönemi yönetimini ve yöneticilerini hicvetmektedir. Şunu da eklemeliyiz ki Atsız, Rıza Nur tarafından yetiştirilmiş ve mânevî evlât edinilmiştir. Rıza Nur gibi iflâh olmaz bir Mustafa Kemal düşmanının herhâlde Atsız üzerinde bu anlamda çok tesiri olmuştur. Atsız'ın sonradan Rıza Nur'un hâtıraları yayınlandığında, Altan Deliorman'ın bahsettiği gibi, ondan soğuması ve  pek bahsetmemesinin sebebi Nur'un Atatürk muarızlığı değil, anılarındaki ahlâk dışı ifâdeleridir. Yağmur Atsız, tam olarak nerde yazdığını anımsayamıyorum; fakat Atsız'ın son yıllarında Atatürk'e karşı yumuşadığını ifâde etmiştir. Bununla birlikte hiçbir şekilde Atatürkçü olmamıştır. Atsız'ı evliyâ yapmaya çalışanları gördüm. Hatta Ruh Adam'ı yazarken fenâfillah olduğunu iddiâ edenleri dahi tanıdım. O nasıl bir abukluksa Atsız'ı Atatürkçü ilân etmek de öylesi bir abukluktur.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !